ARTIK YETER! OKULLARDA ŞİDDETE HAYIR!

Dün Şanlıurfa'nın Siverek ilçesi Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde hepimizi derinden sarsan ağır bir saldırı yaşanmıştır. Saldırıyı gerçekleştiren kişinin okulun eski öğrencisi olduğu, saldırının ardından yaşamına son verdiği, saldırıda aralarında hayati tehlikesi olan eğitim emekçileri de olmak üzere, öğrenciler ve kamu görevlileri dâhil 16 kişinin yaralandığı yetkililer tarafından açıklanmıştır.

ARTIK YETER! OKULLARDA ŞİDDETE HAYIR!

Dün Şanlıurfa'nın Siverek ilçesi Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde hepimizi derinden sarsan ağır bir saldırı yaşanmıştır. Saldırıyı gerçekleştiren kişinin okulun eski öğrencisi olduğu, saldırının ardından yaşamına son verdiği, saldırıda aralarında hayati tehlikesi olan eğitim emekçileri de olmak üzere, öğrenciler ve kamu görevlileri dâhil 16 kişinin yaralandığı yetkililer tarafından açıklanmıştır.

Tek başına bir “şiddet vakası” olarak değerlendirilemeyecek olan bu elim hadise, içinde bulunduğumuz sistemin derin çelişkilerini ve çözülme halini açık biçimde ortaya koymaktadır. Daha geçtiğimiz ay İstanbul Çekmeköy’de görev yaptığı okulda uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden meslektaşımız Fatma Nur Çelik’in acısını hâlâ içimizde taşırken, böylesine bir trajedinin yeniden yaşanması şiddetin eğitim kurumlarında ne denli yapısal bir sorun haline geldiğini göstermektedir. Bu saldırı, eğitimin ve öğretmenin yıllardır sistemli biçimde değersizleştirildiğinin ve okulların sahipsiz bırakıldığının açık ilanıdır.

Bugün eğitim, çocuklarımıza umut vermiyor.
Bugün eğitim, gençlerimize gelecek kurdurmuyor.
Gençlerimiz hayal kuramıyor, yarına inanamıyor.
Çünkü bu sistem, onları hayata değil; çaresizliğe ve öfkeye sürüklüyor.

İşte o öfke, umutsuzluk, bugün okul koridorlarında silah sesi olarak yankılanıyor!

Eğitimciler, her türlü mecra kullanılarak yıpratılan şikayet edilen, darp edilen insanlara dönüştürüldü.  Bu yanlış iklimin sonucunda Siverek’te yaşadığımız vahim tablo ortaya çıkmıştır.

Okullar, çocukların, gençlerin ve eğitim emekçilerinin güvenli bir biçimde bulunması gereken kamusal alanlardır. Ancak bugün bu alanların giderek güvensizleştiği ve koruyucu niteliğini yitirdiği açıktır. Şiddetin yalnızca fiziki güvenlik önlemleriyle engellenemeyeceği de bilinmelidir. Çünkü şiddet öylece ortaya çıkmaz. Toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği, geleceksizliğin yaygınlaştığı, gençlerin eğitimle bağının zayıfladığı ve dışlanmanın olağanlaştığı koşullarda ortaya çıkmaktadır.

Eğitim politikalarından kaynaklanan, okulların ve eğitim bileşenlerinin toplumsal itibar kaybı bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır.

Bu tabloyu yaratanlar bellidir!

Eğitim sistemindeki eşitsizlikler ve  denetim , destek mekanizmalarını zayıflatan idari anlayış ve bu süreçte sorumluluğu olan yöneticiler yaşanan tablonun doğrudan sorumlusudur ve kamuoyu önünde hesap vermelidir. Saldırganın olay öncesinde sosyal medya üzerinden saldırı gerçekleştireceğine dair açık paylaşımlar yaptığı bilinmesine rağmen gerekli önlemlerin alınmamış olması, yalnızca bir eksiklik değil, açık bir ihmal ve sorumluluk zafiyetidir. Risklerin önceden görülmesine rağmen harekete geçilmemiş olması kabul edilemez.

Eğitim kurumlarında güvenlik meselesi artık görmezden gelinemez bir noktaya ulaşmıştır. Okullarda yeterli güvenlik personelinin bulunmaması, giriş-çıkışların kontrol altına alınmaması ve etkin risk analizlerinin yapılmaması; bu tür olayların yaşanmasına doğrudan zemin hazırlamaktadır.

Okullarda güvenlik bir temenni değildir, devletin asli görevidir!
Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri hayati bir ihtiyaçtır!
Öğretmenin ve öğrencinin can güvenliği okul aile birliği ve okul idaresine bırakılmamalıdır.

Bir kez daha söylüyor ve yüksek sesle haykırıyoruz:

* Okullarda şiddetin arkasındaki nedenler bilimsel olarak ortaya konulmalıdır.

*Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmelidir.

* Eğitimde Şiddet Yasası derhal çıkarılmalıdır.

* Tüm eğitim kurumlarında etkin güvenlik önlemleri alınmalıdır.

* Eğitimcilerin, sendikaların ve alan uzmanlarının katıldığı somut bir eylem planı hazırlanmalıdır.

* Şiddeti meşrulaştıran medya içerikleri denetlenmeli, toplumsal şiddetle mücadele kamusal bir politika haline getirilmelidir.

* Bilimsel olmayan yaklaşımlar yerine; barışı, birlikte yaşamı, eleştirel düşünceyi öğreten programlar hazırlanmalıdır.

Gelin, ARTIK YETER diyelim!
Gelin, çocuklarımızın ve meslektaşlarımızın yaşamı için omuz omuza duralım!
Gelin, çocuklarımıza güvensiz okullar değil, umut vadeden bir gelecek bırakalım!
Gelin, eğitimi şiddetten, karanlıktan ve çaresizlikten birlikte kurtaralım!

Bugün en temel sorumluluğunu yerine getiremeyen, eğitim emekçilerini ve öğrencilerin güvenliğini sağlayamayan kurumları ve yöneticileri kamuoyu önünde hesap vermeye çağırıyoruz. Eğitimin kamusal niteliğini savunmaya ve okulları şiddetin değil yaşamın, kamusal, bilimsel eğitimin alanı haline getirmek için mücadele etmeye devam edeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz.

Bizler  buradayız!
Susmayacağız!
Alışmayacağız!
Ne okulda ne sokakta ne bugün ne yarın Şiddeti Normalleştirmeyeceğiz!

Eğitimde şiddete karşı gerçek, somut ve acil önlemler alınana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz !

Yaşanan bu vahim saldırıda yaralanan eğitim emekçilerine, öğrencilere ve güvenlik görevlilerimize acil şifalar diliyor, tüm eğitim emekçilerine, öğrencilere ve ailelerine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.