![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
|
|
CHP'den, 12 Eylül Yıl Dönümünde Basın Açıklaması 12 Eylül 2011 18:30 CHP Akhisar Teşkilatı, 12 Eylül Darbesinin 31. yıl dönümünde ilçe binasında basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına Manisa Milletvekilleri Özgür Özel ve Hasan Ör
Haber Merkezi
CHP Akhisar Teşkilatı, 12 Eylül Darbesinin 31. yıl dönümünde ilçe binasında basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına Manisa Milletvekilleri Özgür Özel ve Hasan Ören, İlçe Teşkilatı Başkanı Vehbi Bakırlıoğlu ve partililer katıldı. 12 Eylül darbesi ile ilgili olarak basın açıklamasını okuyan İlçe Başkanı Vehbi Bakırlıoğlu, “Türkiye, üzerinden 31 yıl geçmesine rağmen 12 Eylül darbesinin izlerini henüz üzerinden atmış değil. 650000 gözaltı, 1683000 kişinin fişlenmesi, 230000 kişinin yargılanması, 50 kişinin idam edilmesi, 14000 kişinin yurttaşlıktan çıkarılması, 30000 kişinin siyasi mülteci olarak yurt dışına çıkması, 300 şüpheli ölüm, Binlerce kayıp, İşkenceden ölen 171 kişi, Ceza evlerinde ölen 299 kişi… Rakamlarla ifade edilemeyecek kadar acı var arkasında 12 Eylül’ün Bugün hala 12 Eylül’ün tüm kurumları ayakta ve yerli yerinde duruyor. Peki, 12 Eylül darbesini hazırlayan sebepler nelerdi? Ne için bu darbe yapılmıştır ve sonuçları nelerdir? Bu soruların çok iyi değerlendirilmesi ve cevap bulunması bugün yaşadığımız sıkıntıların anlaşılmasında ve çözümünde önemli rol oynayacaktır. “Sol-kırım” Olmuştur Bir kere 12 Eylül darbesinin sola yapılmış bir darbe olduğunu ortaya koymamamız gerekmektedir. Bugün hukuksuzca özgürlüğünden yoksun bulunan İzmir Milletvekilimiz Mustafa Balbay’ın dediği gibi 12 Eylül darbesi tamamı ile bir “Sol-kırım” olmuştur. 1970’li yıllarda hızla bozulan ekonomi ve işçi hareketlerinin güçlenerek yükselmesi sonucu toplumumuza IMF tarafından 24 Ocak kararları dikta ettirilmiştir. Ancak dönemin Başbakanı Süleyman Demirel etkili işçi hareketinden çekinmiş bu kararları uygulayamamıştır. Bu durumda bu kararların uygulanması görevi darbecilere düşmüştür. ABD Başkanı Jimmy Carter’a Müjde Verildi 12 Eylül 1980 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri Kenan Evren’in açıklamasıyla “… kaybolan devlet otoritesini yeniden tesis etmek için …” yönetime el koydu. Ardından dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter’a “Bizim çocuklar başardı.” diyerek müjde verildi. Esasında darbeden sonra yaptığı açıklamalarda Kenan Evren işçi ücretlerinin yüksekliğinden şikayet ederek darbenin en önemli nedenlerinden birini açıklamış oluyordu. Fazla demokratik olduğu konusunda şikayetlere sebep olan 1961 Anayasası askıya alınmış ve Meclis kapatılmıştır. Ekonominin başına 24 Ocak kararlarının mimarı Turgut Özal getirildi ve ülkemiz yeni bir döneme girmiş oldu. Bu yeni dönemde işçi sınıfının haklarına büyük darbeler vurulmuş, ücretleri dondurulmuş ve yüksek enflasyonda zamanla eritilmiştir. 1980 öncesi 5700000 olan sendikalı işçi sayısı 1985 yılına gelindiğinde 1700000’e düşmüştür. KİT’ler bilinçli olarak zarar ettirilmiş ve yandaşlara yok pahasına peşkeş çekmenin önü açılmıştır. Basın susturulmuş, üniversiteler ve eğitim sistemi çökertilmiş YÖK gibi bugün hala iktidarlarca kullanılan kurumlar yaratılmıştır. Yeni Bir Siyasetçi Tipi Ortaya Çıkarılmıştır Siyasi partileri kapatmak yetmemiş birçok siyasetçi yasaklı hale getirilmiştir. Bu arada doğan boşlukta da omurgasız Aziz Nesin’in Zübüğüne rahmet okutacak tipte yeni döneme has, yeni bir siyasetçi tipi ortaya çıkarılmıştır. 12 Eylül öncesi pekte güçlü olmayan siyasi İslam hareketi alabildiğince desteklenmiş ve güçlendirilmiştir. Ülkemizin doğusunda akıl almaz işkenceler yapılarak bölge halkı devletinden soğutulmuş o güne kadar Apocular olarak bilinen küçük bir grubun PKK gibi bir terör örgütü haline getirilmesi için zemin hazırlanmıştır. Binlerce insan işkenceden, insanlık dışı uygulamalardan geçirilmiş, yargılanmış, işsiz bırakılmış, memleketinden uzaklaştırılmış toplumumuz derin bir travma geçirmiştir. Endişelenmekteyiz! 31 yıllık süreç ironik bir şekilde 12 Eylül 2010 Referandumuyla taçlandırılmıştır. Bugün iktidarda bulunan zihniyet 12 Eylül’ün bir sonucu olarak karşımızda bulunmaktadır. 31 yıl önce askerin silahla yaptığı bugün sivil iktidarında demokrasi çığlıklarıyla yaptığını görmek bizleri endişelendirmektedir. Bugünkü koşullar biz Cumhuriyet Halk Partililere tarihi bir misyon yüklemektedir. Daha fazla çalışıp, yerelde ve genelde iktidara gelerek ülkemizi daha demokratik, daha özgür, daha çağdaş, yaşanılır bir hale getirmemiz bizim çocuklarımıza karşı olan bir sorumluluğumuzdur.” dedi. 12 Eylül Darbesi yıl dönümü nedeniyle düzenlenen basın açıklamasında konuşma yapan bir diğer isim de Manisa CHP Milletvekili Özgür Özel oldu. Milletvekili Özel konuşmasında; “Bizler bugün burada iki tane 12 Eylül’ün acısını yaşamaktayız. Bu 12 Eylüllerin ikisi de birbirinden berbat bir şekilde hatırlanmakta, bir tanesi az önce Sayın başkanımın bahsettiği 50 tane gencin idam edildiği, çok sayıda şüpheli ölüm ve göz altıların olduğu malumunuz olan 12 Eylül darbesidir. Bir diğeri ise bizim bütün itirazlarımıza rağmen geçen sene yine aynı tarihte anayasa değişikliği adı altında iktidar tarafından cumhuriyetimize yapılmış olan bir diğer 12 Eylül darbesidir. Bu darbe de, özgürlüklerin genişletileceği ifade edilen Anayasa değişikliği referandumuydu. O referandum bizlerin bütün karşı çıkışlarına rağmen yüzde 50’nin üzerinde oy aldığı için kabul edildi ve yürürlüğe girdi. Soruşturmanın Ucu İktidara Dayanınca Görevden Uzaklaştırıldılar Bugün bizim bir sene önce ifade ettiğimiz, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) yani yargının iktidarın eline geçerek siyasallaşması ve iktidar tarafından yönlendirilmesi, basın özgürlüğünün kısıtlanacak olması Engelliler ile ilgili hakların ifade edildiğinin aksine genişletileceği ile ilgili bir kandırmaca sonrasında engellilerin köleleştirilmesi ile ilgili sistemler ortaya çıktı. Bir yıl içerisinde de bunun meyveleri iktidar tarafından toplanıldı. Örneğin engelli haklarını genişleteceği ifade edilen Anayasa değişikliği, aslında onları çok daha kötü bir duruma getireceği ve onları iş hayatının dışına iteceğini bildirmek isterim. O günlerde Anayasa değişikliğini savunan AKP Milletvekillerinin komisyonda birbirlerine düşmesi ve engelli Milletvekilinin AKP'nin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanın istifasını istemesi, sonunda da yapılan genel seçimlerde aday gösterilmeyerek cezalandırılması noktasına kadar devam etmiştir. Sizlere Türkiye’nin özgürlük konusunda gelmiş olduğu noktayı da söyleyeyim. Dünya üzerinde tutuklu bulunan bütün gazetecilerin tam yarısı kadarı Türkiye’de tutuklu bulunmaktadır. Örneğin Ergenokon davasında görev yapan hakimler soruşturmanın ucu iktidara dayanınca görevden uzaklaştırıldılar. Yeni yapılan anayasa ve ortaya çıkan sözde tırnak içinde söyleyebilirim ki yani iktidarın deyimiyle ileri demokrasi ortamı, Türkiye demokrasisini ve yargının bağımsızlığını her geçen gün biraz daha daraltan bir noktaya gelmiştir. Eğer bizle 12 Eylül ile mücadele edeceksek 12 Eylül'ün bütün kurumları ile mücadele etmemiz gerekirken örneğin 12 Eylül’ün en köklü kurumu olan Yüksek Öğrenim Kurumu (YÖK) zamanında iktidar tarafından şikayet edilirken şimdi onlar tarafından ele geçirildiği için kaldırılması bir yana yetkileri genişletilecek bir duruma getirilmiştir. Biz bu gün her iki 12 Eylül ille de mücadele etme azmini ve kararlılığını sürdürüyoruz ve sürdürmeye devam edeceğimizi bildirmek isteriz. Biz Türkiye'de özgürlüklerin genişleten, darbelerin izlerini ortadan kaldıran, hem demokratik hem de özgür bir Türkiye için mücadele etmeye devam edeceğiz. ” dedi. Bu Haberi Facebook'ta Paylaş ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Henüz Yorum Yapılmamış . İlk Yorum Yapan Siz Olun |
Yazarlar
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|